Değerli Basın Mensupları, Sevgili Meslektaşlarım,
Bu gün 14 Mayıs Eczacılık Günü;
Ülkemizde eczacılık eğitimi, 1839’da Sultan İkinci Mahmut döneminde İstanbul Kadırga’daki Askeri Tıp Mektebi içinde başlatılmıştır.
Ülkemiz eczacıları ve örgütü olan Türk Eczacıları Birliği 1839’u milat kabul ederek akademik anlamda eczacılık eğitiminin başlamasının bugün 174. yılını kutluyorlar.
Günümüzde sayıları yaklaşık 26.000’i bulan meslektaşımız; serbest eczanelerde, kamu ve özel hastanelerde,
İlaç fabrikalarında ilaç üretiminde, kamunun çeşitli alanlarında, Eczacılık Fakültelerinde,
Dünyada eczacılığın kurucusu Galenos’un yaşadığı bu topraklarda üretime, halk sağlığına katkı sunmaya çalışıyorlar.
Sevgili Meslektaşlarım, Değerli Basın Mensupları;
Çağdaş ve gelişmiş dünyada Sağlık, temel yaşam ve insan hakkı olarak iktidarların önündeki en önemli ödevlerden biridir. Sağlık hizmetlerinin ucuz, etkin, ulaşılabilir ve kaliteli olmadığı bir ülke gelişmişlik ölçütlerine ulaşamamıştır. Çağdaş dünyada, anne-bebek ölüm oranları, ortalama yaşam süreleri, koruyucu hekimlik, aşılama gibi temel sağlık göstergeleri iyi olmayan ülkeler gelişmiş sayılmazlar.
Ülkemiz son on yılda sağlık alanında önemli değişim ve dönüşümleri yaşamaktadır. Bu dönüşümler sonucu gelinen noktada bir çok göstergenin iyiye gittiği yadsınamaz bir gerçektir. Hem gayri safi milli hâsılanın büyümesi hem bütçe destekleri dolayısıyla sağlığa daha çok pay ayrılmaktadır.
Bütün bunlar yapılırken sağlıkta iktidarca hep dile getirilen iyiye gidişin uygulayıcıları ya da mimarları olan sağlık emekçilerinin durumunun son on yılda geriye gittiği bariz bir gerçektir.
Sağlık hizmetinde yer alan, sağlık emekçileri içinde bu gün ülkemizdeki ilaç hizmetini sunan eczacılar Cumhuriyet tarihinin en zor günlerini geçirmektedir. Birincil amacı insanı yaşatmak olan eczacılar, eczanelerinin yaşam savaşını vermektedir. Bu noktada eczacıların itirazı daha çok kar değil, sadece ayakta kalabilmektir.
Ülkemizde artan sağlık harcamalarının sorumlusu eczaneler değildir. Sağlık ve ilaç alanında dört yıldır uygulanan global bütçe sonucu, ilaç harcamaları artmamakta hatta tersine, planlanan rakamların gerisinde kalmaktadır.
Sağlık bütçesi içinde yüzde otuzların altında kalan ilaç, sürekli sağlıkta tasarrufun tek kalemi ya da tek yöntemi olarak düşünülmektedir. Bu anlayışın altında da eczaneler; iflaslar, ekonomik darboğazlar içinde kalmaktadır.
Sağlık alanında, gözden kaçırılan, halkın cepten harcamaları artarken, özel sağlığa aktarılan paylar ilacın tersine sürekli artış içindedir. Bu durum, sağlıkta tasarrufu hedefleyen global bütçenin ciddi bir çelişkisidir.
Teknolojisi, ekonomisi ve önemi dolayısıyla dünyada stratejik bir ürün olarak kabul edilen ilaç, yine son dönemdeki politikalar sonucu ülkemizde dışa bağlı hale gelmiştir. Ulusal nitelikteki ilaç firmalarımız satın alma yoluyla yabancıların eline geçerken, ilaç cirosu içinde ithal ilaç oranı yüzde altmışları bulmuştur.
İlaç alanında eczaneleri darboğaza sokan bu uygulamalar yetmezmiş gibi akademik alt yapısı tamamlanmadan ya da taşımalı öğretim üyesi ile eczacılık fakülteleri açılmaktadır. Ekonomik nedenler ya da popülist yaklaşımlarla gelinen bu nokta, kapanan eczaneleri ya da işsiz eczacılar kavramını ortaya çıkarmaktadır.
Sevgili Meslektaşlarım, Değerli Basın Emekçileri,
Son yıllarda adını alternatif tıp, geleneksel tıp, bitkisel ürünler gibi çeşitli başlıklarla duyuran ve gıda ya da besin desteği diye Gıda-Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından ruhsat alan ürünler ‘’tedavi edici’’iddiası ile ciddi miktarda piyasaya sunulmaktadır.
Yazılı, görsel, internet yoluyla tanıtım ve reklam yapan bu ürünler için olmayan tedavi edici özelliklerle yurttaşlarımız aldatılmaktadır.
Özellikle cinsel sağlık, obezite başta olmak üzere sunulan bu ürünler nedeniyle son yıllarda ölümler de yaşanmaktadır. Bilgisiz kişilerce kontrol, denetim ve deney aşamaları gerçekleştirilmeden insanların kullanımına sunulan bu ürünler halk sağlığına zarar verirken, halkın aldatılmasına ve önemli zararlara neden olmaktadır.
Bitkilerle tedavi bilimsel bir konudur, ciddi bir yanı vardır. Doğal olan zararsızdır, gibi son derece yanlış algılarla sunulan bu ürünlerin ruhsat ve denetim işleri Sağlık Bakanlığınca yapılmalı, tanıtım ve reklamlarına da denetim getirilmelidir.
Değerli Meslektaşlar, Sevgili Basın Mensupları
Ülkemizde sayıları üç bini bulan meslektaşımız kamu hastanelerinde, özel hastanelerde, ya da kamunun denetim ve kontrol bölümlerinde mesleklerini icra etmektedir.
Bu eczacıların bir bölümü eczacılık alanı dışında alanlarda çalışmaya zorlanırken, kariyerlerinin gereği özlük ve ekonomik hakları verilmemektedir. Son dönemde Kamu Hastaneler Birliği yönetmeliğinde yer alan eczacı tanımları ve pozisyonları son derece yanlıştır. Bu anlamsız yanlışla iligili eczacı örgütümüzün yaptığı girişimlerin karşılık bulmasını bekliyoruz.
Saygı değer halkımız,
“Dozu dışında kullanılan her ilaç zehirdir” kavramını açıklayan; ilacı zamanında, dozunda, önerilen biçimde kullanmak gerekliliğini biz eczacılar olarak kamuoyuna yeniden hatırlatmak isteriz.
Unutulmamalıdır ki; İlaçla iligili her sorunuzun ve sorununuzun muhatabı en yakın ve ilk sağlık danışmanınız Türkiye’nin 26000 noktasında mahallenizde, semtinizde, köşebaşındaki eczanelerinde sizleri,
365 gün gece gündüz sönmeyen ışıklarıyla bekleyen,
Eczacı hanım ya da eczacı beylerdir.
Onlara başvurmaktan çekinmeyiniz.
14 Mayıs Eczacılık Gününde yaşadıkları sorunlara rağmen ayakta kalmaya çalışan eczacılarımızın gününü kutlarken,
11 Mayıs 2013 günü hoşgörünün, farklılıkların yan yana barış içinde yaşadığı kentimiz olan Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde yaşadığımız Cumhuriyet tarihinin en acı terör saldırısında yaşamını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilerken, yaralılarımızın en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını umudediyoruz. Yüzyıllardır kavganın durmadığı, kanın hep akıp savaşların sürdüğü Ortadoğu’ya barış gelsin, huzur gelsin artık istiyoruz.
Tüm halkımıza kavgadan, savaştan uzak sağlıklı ve barış dolu günler dileriz.
8.Bölge Gaziantep Eczacı Odası Adına.
Saygılarımla.
|